AİLE EĞİTİMİ
Anne, baba ve çocuk/çocuklardan oluşan küçük topluluklar için aile tanımı yapılmaktadır. Aile kavramı aynı zamanda, toplumumuzun dinamiği olmakla birlikte; toplumun temel yapısını oluşturan, toplumu meydana getiren kendi bünyesinde oluşan ve gelişen bir unsurdur.
Bu sebepten ötürü aile yapısının sağlamlığı; toplum yapısının sağlamlığını doğrudan doğruya etkileyeceğinden bu yapının üzerinde çokça durulmasının, aile içi bağlılıklara da önem verilmesinin gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca sağlıklı yürütülemeyen aile bağları gerek çocukta gerekse ailenin diğer fertlerinde patolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Çünkü ailenin diğer bireyleri, çocuğun maddi ve manevi tüm gereksinimlerini karşılamakla yükümlü oldukları için aralarında bir bağ söz konusudur. Herhangi bir sebepten ötürü diyaloglarda veya bağlarda sarsıntı barındıran veya düzenli ilişki kurulamayan ailelerde bu tür sorunların görülmesi de olağandır. Gün geçtikçe artan çocuk işçilikleri, artan taciz ve tecavüz olayları, yaşanan tribün olayları, 18 yaş altı tiner, uyuşturucu madde vb. kullanımlarının artması gibi birtakım olayların artışı da doğrudan olmasa bile dolaylı olarak aile yapısını etkilemektedir. Ailenin fazla koy vermişliği veya tam tersi fazla sıkması, çocuğun kontrolsüz bir şekilde kurmuş olduğu, henüz farkındalığı yeterince gelişmemiş olmasından ötürü rastgele ortamlardan edinmiş olduğu ‘’sözde’’ arkadaşlıklar da elbette bu vakaların birkaç sebebi olabilir.
EVLİLİK
En genel anlamıyla açıklamak gerekirse evlilik, karşı cinsli iki bireyin ekonomik, sosyal, kültürel vb. Alanlarda pek tabii ki yasalara uymak şartıyla karşılıklı olarak yapmış oldukları resmi bir anlaşmadır. Bir çeşit dayanışma örneğidir de denilebilir. Sosyal bir varlık olan insanın en temel ihtiyaçlarından biri de diğer insanlarla bir arada yaşamaktır. Bu sebepten ötürü evliliğin bir temel ihtiyaç olarak nitelendirilebileceği söylenebilir. Ve bu anlaşmayı belirleyen niteliklerden birisi, değerlerdir. İnsanlar kendi değerlerine uygun gördükleri, kimi zaman mantığa tabii kalarak kimi zaman maneviyata göre hareket ederek alınan bir çeşit kararın değerlere dayandırıldığını da belirtmek mümkündür.
Burada eş seçimine de değinmek gerekirse, yine değerlerin bir seçenek olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca belirtilmelidir ki; eş seçimi, hayatımızda alınan en kritik kararlardan biri olduğundan ötürü, bu kararı alırken elbette tek kriter; değerlerimiz olmayacaktır. Bunun içerisine ister istemez ailenin görüş ve fikirleri de girecektir, bireylerin kendi yaşantılarına göre onların istek ve ihtiyaçları da girecektir. Bu aşamalardan sağ salim geçerek kurulan bir evliliğin de sapasağlam sürdürüleceği garantisini de elbette kimse veremez, vermemelidir. Sonuç olarak iki farklı toplumun iki farklı kültüründe büyümüş yetişmiş, görmüş geçirmiş iki insan hayatlarını birleştirecekler ve uyum içerisinde yaşamaları gerekecektir. Bu sebepten ötürü evlilik kavramı, üzerinde çokça durulması, düşünülmesi ve önemsenmesi gereken bir husustur.
ARAŞTIRMALAR
Galim ve Brommer’in ifade ettiğine göre bazı araştırmacı uzmanlar, karşı tarafta ihtiyaçlarının karşılanabildiğini gören bireylerin evlilikleri daha rayında gitmektedir. Ayrıca başka bir araştırmaya göre de eş seçiminde başarılı olan grubun; birbirine benzeyen bireylerin evlilikleri olduğu yönünde olduğunu ifade etmek olağandır.
Bir başka araştırmaya göre de boşanma sebepleri yüzdelik veriler şeklinde ifade edilmektedir. Bu verilere göre ise sıralama şu şekildedir:
1- Eşlerin yetiştirilme tarzlarındaki büyük farklılık: %74,4
2- Eşlerin neredeyse çocuk denecek yaşta evlenmiş olmaları: %64,4
3- Eşlerin dini inançlarının birbirinden çok farklı olması: %62,8
4-Eşlerin eğitim durumlarının birbirinden çok farklı olması: %53,4
5- Eşlerin aile büyüklerinin istememesine karşın evlenmesi: %45,8
6- Eşler arasında yaş farkının olması: %37,2
7-Eşler arasında ekonomik farklar olması: %36,2
8- Eşlerin, evlenmeden önce cinsel ilişki yaşamış olması: %34
9- Eşlerin farklı milletlerden olması: %28,2