ÇOCUK TİYATROSU ve BİZ YETİŞKİNLER

ÇOCUK TİYATROSU ve BİZ YETİŞKİNLER

ÇOCUK TİYATROSU, yetişkinler, çocuk ve çocukluk,Çocuk Bakışı, Konu Akışı ve İşlenişi, tiyatro, çocuk tiyatrosu oyunları
Çocuk ve Çocukluk

Çocuk ve çocukluk

Günümüzde çocuklukla ilgili genel kabul geren üç temel görüş var denilebilir:

  1. Çocuklar yetişkinlerden farklıdır
  2. Çocukların yetişkinliğe hazırlanması gerekir
  3. Çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu yetişkinlere aittir

Nihal Kuyumcu’nun Çocuk Tiyatrosu adlı kitabında tespit ettiği bu üç temel görüşe çeşitli eleştiriler sunulabilir. Örneğin çocukların yetişkinliğe hazırlanması yönündeki gereklilik, günümüz yetişkinlerinin, daha iyi bir gelecek için ‘’iyi yetiştirilmiş’’ yetişkinlere duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanıyor olabilir. Bu bağlamda günümüz yetişkinleri, gelecek hayallerindeki ideal bireyi inşa etmeye çalışırken, çocukların güncel sorunlarını göz ardı edip, onları sadece geleceğin bireyleri olarak görme yanılgısına kapılabilirler mi?

Otoritenin çizdiği sınırlara uygun çocuk tiplerine, çocuk tiyatrolarında oldukça fazla rastlanabilir. Otoritenin istemediği çocuk tipleri; söyleneni dinlemeyen, karşı çıkan, davranışlarını yetişkinlerin istediği gibi düzenlemeyen çocuklardır. Aileler, eğitim kurumları ve bunlarla doğrudan bağlantılı olarak otorite, bu tip çocukları sorunlu çocuklar olarak görür ve bu tarz davranışları bertaraf etmek üzere organize olurlar. Otoriter düşünce biçimiyle paralel olarak kaleme alınmış çocuk oyunlarında ‘’uslu çocuk’’ daha çok sevilip, onaylanırken; uyumsuz, yaramaz çocuk onaylanmayan, değişmesi gereken ve değiştiğinde de ödüllendirilen çocuk olarak karşımıza çıkar.

Otoritenin kalıplarına uymayıp, eleştirel ve yaratıcı düşünmenin önünü açmaya gayret eder nitelikteki çocuk edebiyatları ve tiyatroları da dolaylı olarak bir çocuk tipinin ve gelecekteki yetişkin tipinin hayalini kurarlar. Fakat otoriter düşünce biçimine uygun eserlerdeki gibi didaktik bir tavrı yoktur. Hayal edilen tip tek bir tip olmaktan ziyade, yaratıcı ve eleştirel düşünmenin sonucunda bizatihi farklı tiplerden oluşmuş bir toplum hayalidir.

Temelde yukarıda belirtildiği gibi iki tip çocuk tiyatrosu anlayışı olduğunu kabul edersek, çocuk tiyatrosu yaparken hangisine daha yakın olmak gerekir? Çocuk tiyatrosu yapmayı düşünenlerin cevaplaması gereken önemli bir soru denilebilir. Fakat bu soru cevaplanmasa bile böyle bir ayrımı fark etmek bazı şeylerin başlangıcı sayılabilir.

 

Çocuk Bakışı

ÇOCUK TİYATROSU, yetişkinler, çocuk ve çocukluk,Çocuk Bakışı, Konu Akışı ve İşlenişi, tiyatro, çocuk tiyatrosu oyunları
Çocuk Bakışı

Hedef kitlesi çocuklar olan bir oyunda ‘’çocuk gerçekliği’’ ‘’Çocuk bakışı’’ gibi olmazsa olmaz bir boyut karşımıza çıkar. Çocuklar için yetişkinlerin yaptığı oyunlarda, konunun ve işlenişin çocuk bakışı göz önüne alınmadan, yetişkin bakışı ile ele alınma tehlikesi kendini gösterir. Yetişkinler genel olarak çocukları eğitme amacında olduğunda çizdikleri ideal birey doğrultusunda çocukları yönlendirme amacı güdebilirler. Daha kötüsü ise bunu yaparken oyundaki çocuk olan karakterleri bir yetişkin gibi konuşturmaktır. Çocuk bakışının bir çocuk oyununda yer almaması öncelik olarak oyunun, niteliğinden bağımsız olarak, amacına ulaşamamasına sebebiyet verir. Çocuğun empati kurabilmesi için onun gerçekliği ve bakış açısı göz önüne alınmalı ki çocuk olayın içine girebilsin ve oyun çocuğa vermek istediği mesajı verebilsin.

Bir diğer konu, oyunlarda, çocukları bir ideal birey yaratma doğrultusunda yönlendirme ve şekillendirme amacının olmasıdır. Bu tarz oyunlarda çocuğun nereye yönlendirildiği de önemli olabileceği söylenebilir. Fakat esas meselenin bir ‘’yönlendirme’’ olduğunu kabul edersek meseleye başka bir açıdan bakma fırsatı yakalayabiliriz. Çocuğun yaratıcı düşünmesine ve eleştirel düşünme yetisini kullanmasına olanak vererek çocuğun kendi bakış açısı ile düşünmesini sağlamak mümkün olabilir. Böylece çocuk tam olarak bir yere yönlendirilmeden, doğrunun ya da yanlışın ne olduğu doğrudan söylenerek parmak sallamadan, bu öcü bu cici demeden ortaya bir sorun atma suretiyle çocuğu düşünmeye sevk ederek, konu hakkında çok boyutlu düşünmesini sağlayarak, çocuğun gerçek hayatta da çok boyutlu, eleştirel ve yaratıcı düşünmesine olanak sağlanabilir. Çocuğun kendi bakış açısı dediğimiz şey her ne kadar çevresel faktörler etkisi altında şekillense de çocuğun nitelikli sanat tüketmesiyle bakış açısı şekillenip yeni boyutlar kazanabilir ve sanatın dönüştürücü ve değiştirici gücü kendini gösterir.

 

Konu Akışı ve İşlenişi

            Kısaca bahsetmek gerekirse niteliksiz çocuk oyununda çocuğa neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretme amacındaki bir oyun, çocukta istediği etkiyi bırakamaz. Günlük hayatta bol bol öğüt dinleyen çocuk tiyatroda aynı şeyi görünce çocuk söylenilen şeyi yapmak istemez, rahatsız olur. Çocuğa bir şeyi dayatmak çocuğu sadece o şeyden uzaklaştırmasına sebep olur. Çocuk öncelikle oraya eğlenmeye gelmiştir. Oyun boyunca çocuk kararı kendi vermelidir. Verilmek istenen mesajı çocuk fark etmemelidir. Aynı çağdaş eğitim anlayışlarındaki eğitim anlayışıyla paralellik taşıyan bu anlayışta, eğitim ile kast edilen farklı anlamlara gelse de

çocuk, eğitildiğini fark etmeden eğitilmelidir.  Çocuk, böylece sanatın özgürleştirici, yaratıcı, sınırsız ve keyif verici taraflarıyla haşir neşir olarak sanatla arasındaki ilk köprüleri atmış olacaktır. Çocukluk deneyimi boyunca eğitilmeye çalışılan, birilerinin mütemadiyen neyin doğru neyin yanlış olduğunu hatırlattığı çocuk, özgür bir düşünme fırsatını nadiren bulmaktadır. Bu bağlamda çocuğa bir sanat eseriyle hemhal olma anında da ders vermeye kalkmak çocuğu sınırlandırmaktan başka bir şey yapmayacaktır ve çocuk, sanatın o biricik tadına varamayacaktır.

 

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir